ORTAK İBADETLER VE AHLAKİ DEĞERLER


İnsanı yaratan Allah, hiç şüphesiz onun yapısını, ihtiyaçlarını ve dünyada nasıl bir düzen içinde rahat edeceğini de en iyi bilendir. Dolayısıyla insanın, izlemesi gereken yol Rabbimiz'in bildirdiği yol olmalıdır. Nitekim Allah her dönemde elçileri ve kitapları aracılığıyla insanlara yol göstermiş, razı olacağı düşünce, davranış, ahlak ve yaşam biçimini insanlara haber vermiştir. Allah'ın öğrettiği bu yaşam tarzını ve ahlak modelini uygulayanlar, hem dünyada hem de ahirette en mutlu, en huzurlu ve en güzel yaşama kavuşmayı uman insanlardır.
Farklı dönemlerde, farklı coğrafyalarda yaşayan ve farklı İlahi dinlere mensup olan inananlar, tüm bu farklılıklara rağmen aslında aynı ahlaki değerlere sahiptirler. Hırsızlık yapmamak, adam öldürmemek, zina etmemek, yalan söylememek, adil olmak, her türlü haksızlıktan sakınmak, insanlara karşı nazik ve saygılı bir üslup kullanmak gibi temel değerler tüm inananlar için geçerlidir. Bu, inananların –çeşitli görüş ve uygulama farklılıkları olsa da- olaylar karşısında benzer tepkiler vermelerine ve ortak hareket etmelerine neden olur.

Bu ortak ahlak anlayışı Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslamiyet'te de geçerlidir. Nankörlük, şımarıklık, kendini beğenmişlik, azgınlık, yalancılık, alaycılık, bencillik, aç gözlülük, düzenbazlık, kıskançlık, kavgacılık, itaatsizlik, saygısızlık, vefasızlık, cimrilik, dedikoduculuk, saldırganlık, zalimlik, iftiracılık, sabırsızlık, ikiyüzlülük, kışkırtıcılık gibi çirkinlikler İslam ahlakına kesinlikle uygun olmadığı gibi, Yahudilik ve Hıristiyanlıkta da yasaklanmıştır. İnsanlar saygılı, sevgi dolu, adaletli, vicdanlı, şefkatli, merhametli, yardımsever, iyiliksever, alçakgönüllü, dürüst, güvenilir, cömert, şükredici, fedakar, yumuşak huylu, itaatli, vefalı olmaya çağrılmışlardır.

Bu İlahi hükümleri izleyen samimi dindarlar, saygın, seçkin ve onurlu insanlardır. Allah'a gönülden bağlıdırlar. Derin bir imana, üstün ahlaki niteliklere sahiptirler. Yaptıklarının karşılığında herhangi bir menfaat talep etmezler, sadece Allah'ın rızasını kazanmaya yönelik olarak çalışırlar. Her zaman doğrunun, iyinin, hakkın, güzel ahlakın yanında olurlar. Her türlü kötülükten ve ahlaksızlıktan şiddetle sakınırlar.
Buna karşılık yeryüzündeki pek çok öğreti, İlahi dinlerin öğrettiği bu ahlak anlayışına tamamen ters olan anlayışları savunmaktadır. Örneğin son iki yüzyıldır dünyada son derece etkin olan materyalist felsefe, insanları, sadece kendi çıkarlarını düşünen ve bunda hiçbir kural tanımayan bireyler haline getirmektedir. Bu felsefeye dayalı yaşam biçimleri, hayatı bir tür "arena" olarak göstermekte, insan tutkularını alabildiğince kışkırtmayı ve bunların tatmini için her yolu kullanmayı öngörmektedir. Öte yandan materyalizm, Allah'ın vahyini reddettiği için, insanın tabiatına dair hiçbir mutlak kıstas kabul etmemekte, tüm ahlaki değerleri göz ardı etmekte, böylece İlahi dinler tarafından ortaya konan tüm ahlaki değerleri reddetmektedir. Bu sapkın mantığın insanlığa ne kadar büyük bir yıkım getirdiğinin örnekleri ise halen gözler önündedir. Çatışmalar ve gerilimler, bir parça toprak ya da makam ve mevki için acımasızca birbirine saldıran insanlar, mazlumların ve ihtiyaç içinde olanların hergün daha da ezilmesi, adaletsizliklerin yaygınlaşması, ahlaksızlıkların artması, dejenarasyonun hız kazanması söz konusu yıkımın sadece birkaç örneğidir.

Bu durum karşısında İlahi dinlerin mensuplarının, materyalizm tarafından aldatılmış olan insanlığın kurtuluşu için ittifak etmeleri gerekir. Allah'ın varlığına, birliğine, bizleri O'nun yarattığına ve bizlere doğru yolu göstermek için kitaplar ve peygamberler gönderdiğine inanmak, çok önemli bir ortak noktadır. Bu gerçeklere inanan insanlar -Yahudi, Hıristiyan veya Müslümanlar- bu gerçekleri reddeden insanlara göre birbirlerine çok daha yakındırlar.

Aşağıda üç İlahi din arasındaki ortak ahlaki değerleri başlıklar altında inceleyeceğiz. Bunların her biri, bu dinlerin mensuplarının neden ittifak etmeleri gerektiğinin önemli delillerindendir. Unutulmamalıdır ki, yeryüzünde bu değerlerle tarif edilen güzel ahlakın hakim olması, hiç kuşkusuz, her üç dinin inananlarının elele vermesiyle mümkün olacaktır.

TEVRAT'TA KURAN'A UYGUN İBADETLER

Tevrat'ta Kıyam (Ayakta Durmak)
... Ayağa kalkıp... Rab'bi yüksek sesle övdüler. (2. Tarihler, 20:19)
... Ayağa kalkıp yüksek sesle Allah'ları Rab'be yakardılar... "Ayağa kalkın!" dediler, "Başlangıçtan sonsuza kadar var olan Allah'ınız Rab'be övgüler olsun..." (Nehemya, 9:4-5)
... Ayağa kalktı ve yüzüstü yere kapanarak üç kez eğildi. (1. Samuel, 2:41)
Tevrat'ta Rüku (Dizlere Eğilmek)
Başka ilahlara tapmayacak, önlerinde eğilmeyecek, onlara kulluk etmeyecek, kurban kesmeyeceksiniz. Yalnızca ulu gücüyle her yere erişen eliyle sizleri Mısır'dan çıkaran Rab'be tapınacaksınız. Onun önünde eğilip Ona kurban keseceksiniz. (2. Krallar, 17:35-36)
Adam eğilip Rab'be tapındı. (Yaratılış, 24:26)
... Sevinçle övgüler sundular, başlarını eğip tapındılar. (2. Tarihler 29:30)
Eğilip Rab'be tapındım. Rab'be övgüler sundum. (Yaratılış, 24:48)
Gelin, tapınalım, eğilelim, bizi yaratan Rab'bin önünde diz çökelim. (Mezmurlar, 95:6)
Eğilip tapındılar. Sonra gidip Rab'bin Musa'yla Harun'a verdiği buyruğu eksiksiz uyguladılar. (Mısır'dan Çıkış, 12:27-28)
Halk inandı; Rab'bin kendileriyle ilgilendiğini, çektikleri sıkıntıyı görmüş olduğunu duyunca, eğilip tapındılar. (Mısır'dan Çıkış, 4:31)
Tevrat'ta Secde (Yere Kapanmak)
... Yüzüstü yere kapanarak üç kez eğildi... (1. Samuel 20:41)
Ezra yüce Allah'a, Rab'be övgüler sundu. Bütün halk ellerini kaldırarak, "Amin! Amin!" diye karşılık verdi. Hep birlikte eğilip yere kapanarak Rab'be tapındılar. (Nehemya, 8:6)
Avram (İbrahim) yüzüstü yere kapandı... (Yaratılış ,17:3)
İbrahim'in uşağı bu sözleri duyunca, yere kapanarak Rab'be tapındı. (Yaratılış, 24:52)
Musa hemen yere kapanıp tapındı. (Mısır'dan Çıkış, 34:8)
Bunu duyan Musa yüzüstü yere kapandı. (Çölde Sayım, 16:4)
Musa'yla Harun yüzüstü yere kapanarak, "Ey Allah, bütün insan ruhlarının Allah'ı!" dediler... (Çölde Sayım, 16:22)
Musa'yla Harun... yüzüstü yere kapandılar. Rab'bin görkemi onlara göründü. (Çölde Sayım, 20:6)
Allah'ın sözlerini duyan, Herşeye Gücü Yeten'in tecellilerini gören, yere kapanan, Allah'ın gözlerini açtığı kişi bildiriyor. (Çölde Sayım, 24:4)


... O zaman Yeşu yüzüstü yere kapanıp Ona tapındı... (Yeşu, 5:14)
Halk olanları görünce yüzüstü yere kapandı. "Rab Allah'tır, Rab   Allah'tır!" dediler. (1. Krallar, 18:39)
... Tapınakta onunla birlikte yere kapandığımda, Rab bu kulunu bağışlasın. (2. Krallar, 5:18)
Allah'ın... önünde başlarını eğip yere kapandı. (1. Tarihler, 29:20)
... Avluda yüzüstü yere kapandılar; Rab'be tapınarak Onu övdüler. (2. Tarihler, 7:3)
... Kralla yanındakiler yere kapanıp tapındılar... Rab'bi övmelerini söylediler. Onlar da sevinçle övgüler sundular, başlarını eğip tapındılar. (2. Tarihler 29:29-30)
... Yere kapanıp tapındı. Dedi ki, "Bu dünyaya çıplak geldim, çıplak gideceğim. Rab verdi, Rab aldı, Rab'bin adına övgüler olsun!" (Eyüp, 1:20-21)
Bütün krallar önünde yere kapansın, bütün uluslar Ona kulluk etsin! (Mezmurlar, 72:11)
Rab insana boyunduruk takınca, insan tek başına oturup susmalı; umudunu kesmeden yere kapanmalı. (Ağıtlar, 3:28-29)

Tevrat'ta Ka'de (Secdeden Sonra Oturuş)

Gelin, tapınalım, eğilelim, bizi yaratan Rab'bin önünde diz çökelim. (Mezmurlar, 95:6)
Her gün üç kez diz çöküp dua etti, Allah'ına övgüler sundu. (Daniel, 6:10)
Akşam sunusu saati gelince. dizlerim üzerine düşüp ellerimi      Allah'ım Rab'be açtım. (Ezra, 9:5)
Süleyman, Rab'be duasını ve yalvarışını bitirince, elleri göklere açık, dizleri üzerine çökmüş olduğu Rab'bin sunağının önünden kalktı. (1. Krallar, 8:54)
Diz çöküp ellerini göklere açtı. (2. Tarihler, 6:13)

Tevrat'ta Oruç

Oruç tuttuk ve bu konuda Allah'ımıza yakardık. O da yakarışımızı yanıtladı. (Ezra, 8:23)
... Oruç tutup göklerin Allah'ına dua ettim. (Nehemya, 1:4)
... O gün akşama dek oruç tuttular... (1. Hakimler, 20:26)
... O gün oruç tuttular ... (1. Samuel, 7:6)
... Çula sarınıp oruç tutmaya başladı. Çul içinde yatıp kalkarak, alçakgönüllü bir yol tuttu. (1. Krallar 21:27)


Aynı ayın yirmi dördüncü günü... hepsi oruç tutmuş, çul kuşanmış, başına toprak serpmişti. (Nehemya, 9:1)
Sen oruç günü Rab'bin tapınağına git. Oradaki halka sana yazdırdığım Rab'bin sözlerini tomardan oku... Rab'bin önünde oruç ilan edildi. (Yeremya, 36:6, 9)
Bunun üzerine yüzümü Rab Allah'a çevirdim. Duayla, yakarışla, oruçla Ona yalvardım; çul kuşanıp külde oturdum. (Daniel, 9:3)

Oruç için gün belirleyin, özel bir toplantı yapın; yaşlıları ve ülkede yaşayanların tümünü Allah'ınız Rab'bin tapınağına toplayıp Rab'be yakarın. (Yoel, 1:14)

Herşeye egemen Rab diyor ki, "Dördüncü, beşinci, yedinci ve onuncu ayların oruçları... sevinç, coşku dolu mutlu bayramlar olacak. Bu nedenle gerçeği ve esenliği sevin." (Zekeriya, 8:19)

Tevrat'ta Zekat/Sadaka İbadeti

Bağbozumunda bağınızı tümüyle devşirmeyecek, yere düşen üzümleri toplamayacaksınız. Onları yoksullara ve yabancılara bırakacaksınız... (Levililer, 19:10)

Ülkenizdeki ekinleri biçerken tarlalarınızı sınırlarına kadar biçmeyin. Artakalan başakları toplamayın. Onları yoksullara ve yabancılara bırakacaksınız... (Levililer, 23:22)
Bir kardeşin yoksullaşır, muhtaç duruma düşerse, ona yardım etmelisin. Aranızda kalan bir yabancı ya da konuk gibi yaşayacak. (Levililer, 25:35)

Allah'ınız Rab'bin size vereceği ülkenin herhangi bir kentinde yaşayan kardeşlerinizden biri yoksulsa, yüreğinizi katılaştırmayın, yoksul kardeşinize eli sıkı davranmayın. Tersine, eliniz açık olsun; gereksinimlerini karşılayacak kadar ona ödünç verin. "Yedinci yıl, borçları bağışlama yılı yakındır." diyerek yüreğinizde kötü düşünce barındırmaktan sakının. Öyle ki, yoksul kardeşinize karşı eli sıkı davranıp ona yardım etmekten kaçınmayasınız. Yoksul kardeşiniz sizden Rab'be yakınabilir, siz de günah işlemiş olursunuz. Ona bol bol verin, verirken yüreğinizde isteksizlik olmasın. Bundan ötürü Allah'ınız Rab bütün işlerinizde ve el attığınız herşeyde sizi kutsayacaktır. Ülkede her zaman yoksullar olacak. Bunun için, ülkenizde yaşayan kardeşlerinize, yoksullara, gereksinimi olanlara eli açık davranmanızı buyuruyorum. (Yasa'nın Tekrarı, 15:7-11)

Sizler, Levililer ve aranızda yaşayan yabancılar Allah'ınız Rab'bin size ve ailenize verdiği bütün iyi şeyler için sevineceksiniz. Üçüncü yıl, ondalığı verme yılı, bütün ürününüzün ondalığını bir yana ayırın. Ayırma işini bitirdiğinizde, ondalığı Levililer'e, yabancılara, öksüzlere ve dul kadınlara vereceksiniz. Öyle ki, onlar da kentlerinizde yiyip doysunlar. Sonra Allah'ınız Rab'be, "Bana buyurduğun gibi. verdim" diyeceksiniz, "Buyruklarından ayrılmadım, hiçbirini unutmadım." (Yasa'nın Tekrarı, 11-13)

Tevrat'ta Abdest

Yıkanmak için tunç bir kazan yap. Ayaklığı da tunçtan olacak. Buluşma Çadırı ile sunağın arasına koyup içine su doldur. Harun'la oğulları ellerini, ayaklarını orada yıkayacaklar. Buluşma Çadırı'na girmeden ya da Rab için yakılan sunuyu sunarak hizmet etmek üzere sunağa yaklaşmadan önce... ellerini, ayaklarını yıkamalılar. Harun'la soyunun bütün kuşakları boyunca sürekli bir kural olacak bu. (Mısır'dan Çıkış, 30:18-21)

Harun'la oğullarını Buluşma Çadırı'nın giriş bölümüne getirip yıka... Kazanı Buluşma Çadırı ile sunak arasına koydu, yıkanmak için içine su doldurdu. Musa, Harun ve Harun'un oğulları ellerini, ayaklarını orada yıkadılar. Ne zaman Buluşma Çadırı'na girip sunağa yaklaşsalar, Rab'bin Musa'ya buyurduğu gibi orada yıkandılar. (Mısır'dan Çıkış, 40:12, 30-32)

Arınan kişi giysilerini yıkayacak, yıkanacak ve akşam temiz sayılacak. Ancak, kirli sayılan biri kendini arındırmazsa topluluğun arasından atılmalı. Çünkü Rab'bin tapınağını kirletmiştir. Temizlenme suyu üzerine dökülmediği için kirli sayılır. Onlar için bu kural kalıcı olacaktır. Temizlenme suyunu serpen kişi de giysisini yıkamalı. Temizlenme suyuna dokunan kişi akşama dek kirli sayılacak. (Çölde Sayım, 19:19-21)
Harun'la oğullarını Buluşma Çadırı'nın giriş bölümüne getirip yıka. (Mısır'dan Çıkış, 29:4)

ORTAK AHLAKİ DEĞERLER

Alçakgönüllülük


Alçakgönüllülük inananların ortak bir vasfıdır. Allah, ayetlerinde kendini büyük gören, kibirli insanları sevmediğini bildirmiştir.



İnananlar, kendilerine sayısız nimetler bahşedenin Allah olduğunu, herşeyin gerçek ve tek sahibinin de O olduğunu bilirler. Hiçbir şekilde kibirlenme içine girmezler. Allah'ın karşısında ne kadar aciz olduklarının farkındadırlar. Aklın, bilginin, güzelliğin, zenginliğin, itibarın ve diğer her türlü imkanın kendilerinden kaynaklanmadığını; bunların Allah'ın bir ihsanı olduğunu bilirler. İşte bu nedenle mütevazı davranırlar.
O Rahman (olan Allah)ın kulları, yeryüzü üzerinde alçakgönüllü olarak yürürler ve cahiller kendileriyle muhatap oldukları zaman "Selam" derler. (Furkan Suresi, 63)

... İşte sizin İlahınız bir tek İlahtır, artık yalnızca O'na teslim olun. Sen alçakgönüllü olanlara müjde ver. (Hac Suresi, 34)

İNCİL


Her bakımdan alçakgönüllü, yumuşak huylu, sabırlı olun, sevgiyle birbirinize katlanın. (Efesoslulara Mektup, Bap 4, 2)

TEVRAT


Dinleyin ve kulak verin, kibirli olmayın; çünkü Rab söyledi. (Yeremya, Bap 13, 15)

...Rabbin hükümlerini yapmış olan dünyanın bütün alçakgönüllüleri, Rabbi arayın; salahı arayın, alçakgönüllülüğü arayın... (Tsefanya, Bap 2, 3)

Alçakgönüllüleri kurtarır, gururluları gözler, gururunu kırarsın. (2.Samuel, Bap 22, 28)


Büyüklük Taslamamak

Ona: "Allah'tan kork" denildiğinde, büyüklük gururu onu günaha sürükler, kuşatır. Böylesine cehennem yeter; ne kötü bir yataktır o. (Bakara Suresi, 206)

İNCİL

... Allah kibirlilere karşıdır, ama alçakgönüllülere lütfeder. (Yakup'un Mektubu, Bap 4, 6)

... Gururlanmamalarını, gelip geçici zenginliğe ümit bağlamamalarını buyur. Zevk almamız için bize herşeyi bol bol veren Allah'a ümit bağlasınlar. (Timoteos'a I. Mektup, Bap 6, 17)

TEVRAT

Onları Kutsal Yasa'na dönmeleri için uyardınsa da, gurura kapılarak buyruklarına karşı geldiler. Kurallarını çiğneyip günah işlediler. Oysa kim kurallarına bağlı kalırsa yaşam bulur.

Allah'ı Rab'bin gözünde kötü olanı yaptı. Rab'bin sözünü bildiren Peygamber Yeremya'nın karşısında alçakgönüllü davranmadı. (2. Tarihler, 36:12)

Yakında kötünün sonu gelecek, yerini arasan da bulunmayacak. Ama alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak, derin bir huzurun zevkini tadacak. (Mezmurlar, 37:10-11)

Küstahlığın ardından utanç gelir, ama bilgelik alçakgönüllülerdedir. (Süleyman'ın Özdeyişleri, 11:2)

Gururun ardından yıkım, kibirli ruhun ardından da düşüş gelir. (Süleyman'ın Özdeyişleri, 16:18)

Alçakgönüllülüğün ve Rab korkusunun ödülü, zenginlik, onur ve yaşamdır. (Süleyman'ın Özdeyişleri, 22:4)

Rab yüksekse de, alçakgönüllüleri gözetir, küstahları uzaktan tanır. (Mezmurlar, 138:6)

Rab korkusu bilgelik öğretir, alçakgönüllülük de onurun önkoşuludur. (Süleyman'ın Özdeyişleri, 15:33)

... Ancak Ben alçakgönüllüye, ruhu ezik olana, sözümden titreyen kişiye değer veririm. (Yeşaya, 66:2)

Ey insanlar, Rab iyi olanı size bildirdi; adil davranmanızdan, sadakati sevmenizden ve alçakgönüllülükle yolunda yürümenizden başka Allah'ınız Rab sizden ne istedi? (Mika, 6:8)


Ticaretteki üstün becerilerin sayesinde servetini çoğalttın, zenginliğin seni gurura sürükledi. (Hezekiel, 28:25)

Güzelliğinden ötürü gurura kapıldın, görkeminden ötürü bilgeliğini bozdun. Böylece seni yere attım, kralların önünde seni yüzkarası yaptım. (Hezekiel, 28:17)
Ne var ki, gurura kapılıp saygısızlıkta direnince krallık tahtından indirildi, yüceliği kendisinden alındı. (Daniel, 5:20)

Otlaklara sahip olunca doydular, doyunca gurura kapıldılar; bu yüzden unuttular Beni. (Hoşea, 13:6)

Kaya kovuklarında yaşayan, evini yükseklerde kuran sen! Yüreğindeki gurur seni aldattı. İçinden, "Beni kim yere indirebilir?" diyorsun. "Kartal gibi yükselsen de, yuvanı yıldızlar arasında kursan da, oradan indireceğim seni" diyor Rab. (Ovadya, 1:3-4)

Egemen Rab şöyle diyor: "... Artık eskisi gibi olmayacak. Alçakgönüllü yükseltilecek, gururlu alçaltılacak." (Hezekiel, 21:26)

Ey Rab'bin ilkelerini yerine getirenler, ülkedeki bütün alçakgönüllüler, Rab'be yönelin. Doğruluğu ve alçakgönüllülüğü amaç edinin. Belki Rab'bin öfke gününde kurtulabilirsiniz. (Sefenya, 2:3)

... Alçakgönüllüleri zafer tacıyla süsler. (Mezmurlar, 149:4)

Alçakgönüllüleri kurtarır, gururluların başını eğersin. (Mezmurlar, 18:27)

Dinleyin, kulak verin, gururlanmayın, çünkü Rab konuştu... (Yeremya, 13:15)

Alçakgönüllülere adalet yolunda öncülük eder, Kendi yolunu öğretir onlara. (Mezmurlar, 25:9)

Rab alaycılarla alay eder, ama alçakgönüllülere lütfeder. (Süleyman'ın Özdeyişleri, 3:34)

... Rab diyor ki, "Ne zamana dek alçakgönüllü olmayı reddedeceksin?..." (Mısır'dan Çıkış, 10:3)

Musa yeryüzünde yaşayan herkesten daha alçakgönüllüydü. (Çölde Sayım, 12:3)

Alçakgönüllüleri kurtarır, gururluları gözler, gururunu kırarsın. (2. Samuel, 22:28)

... Alçakgönüllü bir yol tuttu... Önümde ne denli alçakgönüllü davrandığını gördün mü? Bu alçakgönüllülüğünden ötürü yaşamı boyunca Ben de onu sıkıntıya sokmayacağım..." (1. Krallar, 21:27, 29)

... Alçakgönüllülüğü takınır, Bana yönelip dua eder, kötü yollarından dönerse... günahlarını bağışlayıp ülkelerini sağlığa kavuşturacağım. (2. Tarihler, 7:14)

... Rab onların alçakgönüllü bir tutum takındıklarını görünce... şöyle dedi: "Madem alçakgönüllü bir tutum takındılar, onları yok etmeyeceğim..." (2. Tarihler, 12:7)

Ne var ki... kendisine yapılan bu iyiliğe yaraşır biçimde davranmayıp büyüklendi... Gururu bırakıp alçakgönüllü davranmaya başladılar. Bu sayede... Rab'bin öfkesine uğramadılar. (2. Tarihler, 32:25-26)

... Allah'ı önünde son derece alçakgönüllü davrandı. (2. Tarihler, 33:12)

... Rab'bin önünde alçakgönüllülüğü takınan babası... (2. Tarihler, 33:23)

Allah'ımızın önünde alçakgönüllü davranmak, O'ndan kendimiz, çocuklarımız, mallarımız için güvenli bir yolculuk dilemek üzere orada... oruç ilan ettim. (Ezra 8:21)

İnsanlar seni alçaltınca, güvenini yitirme, çünkü Allah alçakgönüllüleri kurtarır. (Eyüp, 22:29)

Oysa onlar hastalanınca ben çula sarınır, oruç tutup alçakgönüllü olurdum... (Mezmurlar, 35:13-14)

Senin kabul ettiğin kurban alçakgönüllü bir ruhtur, alçakgönüllü ve pişman bir yüreği hor görmezsin, ey Allah. (Mezmurlar, 51:17)

Mazlumlar arasında alçakgönüllü biri olmak, kibirlilerle çapul malı paylaşmaktan iyidir. Öğüde kulak veren başarıya ulaşır, Rab'be güvenen mutlu olur. (Süleyman'ın Özdeyişleri, 16:19-20)

Yürekteki gururu düşüş, alçakgönüllülüğü ise onur izler. (Süleyman'ın Özdeyişleri, 18:12)

Öfkeli kişi çekişme yaratır, huysuz kişinin başkaldırısı eksik olmaz. Kibir insanı küçük düşürür, alçakgönüllülükse onur kazandırır. (Süleyman'ın Özdeyişleri, 29:22-23)

Yüce ve görkemli olan, sonsuzlukta yaşayan, adı kutsal olan diyor ki, "... Alçakgönüllülerle, ezilenlerle birlikteyim. Yüreklerini sevindirmek için ezilenlerin yanındayım." (Yeşaya, 57:15)

... "Giysisinin üstüne bir de zorbalığı kuşanan kişiden de nefret ederim." böyle diyor herşeye egemen Rab. Bunun için kendinize dikkat edin ve ihanet etmeyin. (Malaki, 2:16)

Rab'bin nefret ettiği altı şey, iğrendiği yedi şey vardır: Gururlu gözler, yalancı dil, suçsuz kanı döken eller, düzenbaz yürek, kötülüğe seğirten ayaklar, yalan soluyan yalancı tanık ve kardeşler arasında çekişme yaratan kişi. Gururun ardından yıkım, kibirli ruhun ardından da düşüş gelir. Mazlumlar arasında alçakgönüllü biri olmak, kibirlilerle çapul malı paylaşmaktan iyidir. (Süleyman'ın Özdeyişleri, 6:16-19)

... Gururlu, küstah olanları uzaklaştıracağım aralarından... Bir daha böbürlenmeyecekler. Orada sadece Benim adıma sığınan uysal ve alçakgönüllüleri bırakacağım. (Sefenya, 3:11-12)

Rab'den korkmak kötülükten nefret etmek demektir. Kibirden, küstahlıktan, kötü yoldan, sapık ağızdan nefret ederim. (Süleyman'ın Özdeyişleri, 8:13)

Kibirden ancak kavga çıkar, öğüt dinleyense bilgedir. (Süleyman'ın Özdeyişleri, 13:10)

Onlar acı nedir bilmezler, bedenleri sağlıklı ve semizdir. Başkalarının derdini bilmez, onlar gibi çile çekmezler. Bu yüzden gurur onların gerdanlığı, zorbalık onları örten bir giysi gibidir. Şişmanlıktan gözleri dışarı fırlar, içleri kötülük kazanı gibi kaynar. İnsanlarla eğlenir, kötü niyetle konuşur, tepeden bakar, baskıyla tehdit ederler. Göklere karşı ağızlarını açarlar, boş sözleri yeryüzünü dolaşır. (Mezmurlar, 73:4-9)

Rab kibirlinin evini yıkar... Yaşam veren uyarıları dinleyen, bilgeler arasında konaklar. (Süleyman'ın Özdeyişleri, 15:25, 31)

Küstah bakışlar ve kibirli yürek kötülerin çırası ve günahıdır. (Süleyman'ın Özdeyişleri, 21:4)

Bir olayın sonu başlangıcından iyidir. Sabırlı kibirliden iyidir. (Vaiz, 7:8)

Çünkü herşeye egemen Rab o gün kibirlileri, gururluları, kendini beğenmişleri alçaltacak; insanların gururu, kibiri kırılacak, o gün yalnız Rab yüceltilecek. (Yeşaya, 2:12-13)

... Kibirli yüreği, övüngen bakışları yüzünden cezalandıracağım. (Yeşaya, 10:12)

Rab diyor ki, "Kötülüğünden ötürü dünyayı, suçlarından ötürü kötüleri cezalandıracağım. Kibirlilerin küstahlığını sona erdirecek, zalimlerin gururunu kıracağım." (Yeşaya, 13:11)

Ne var ki, güçlenince kendisini yıkıma sürükleyecek bir gurura kapıldı. Allah'ı Rab'be ihanet etti... (2. Tarihler, 26:16)

Ama atalarımız gurura kapıldı; dikbaşlılık edip buyruklarına uymadılar. Söz dinlemek istemediler, aralarında yaptığın harikaları unuttular. Dikbaşlılık ettiler, eski kölelik yaşamlarına dönmek için kendilerine bir önder bularak başkaldırdılar... (Nehemya, 9:16-17)

Kulaklarına konuşur, uyarısıyla onları korkutur; onları yaptıkları kötülükten döndürmek, gururdan uzak tutmak, canlarını çukurdan, hayatlarını ölümden kurtarmak için. (Eyüp, 33:16-18)

Kötülerin gururu yüzünden insanlar feryat ediyor... (Eyüp, 35:12)

Onlara yaptıklarını, gurura kapılıp isyan ettiklerini bildirir. Öğüdünü dinletir, kötülükten dönmelerini buyurur. Eğer dinler ve O'na kulluk ederlerse, kalan günlerini bolluk, yıllarını rahatlık içinde geçirirler. Ama dinlemezlerse ölür, ders almadan yok olurlar. (Eyüp, 36:9-12)

Kötüler gururla mazlumları avlıyor, mazlumlar kötülerin kurduğu tuzağa düşüyor. Kötü insan içindeki isteklerle övünür... Kendini beğenmiş kötü insan Allah'a yönelmez... Öyle yücedir ki Senin yargıların, kötüler anlayamaz, düşmanına burun kıvırır. (Mezmurlar, 10:2-5)

Ne mutlu Rab'be güvenen insana, gururluya, yalana sapana ilgi duymayana. (Mezmurlar, 40:4)

Kudretiyle sonsuza dek egemenlik sürer... Başkaldıranlar gurura kapılmasın! (Mezmurlar, 66:7)

... Ne denli gururlanıp büyüklendiğini, kendini ne denli beğendiğini, kibirlenip küstahlaştığını, övünüp kabardığını duyduk. "Küstahlığını biliyorum" diyor Rab, "Övünmesi boşunadır, yaptıkları da." (Yeremya, 48:29-30)

... Güçlülerin gururuna son vereceğim... Korku gelince esenlik arayacak, ama bulamayacaklar. (Hezekiel, 7:24-25)

Kızkardeşin Sodom'un günahı şuydu: Kendisi de kızları da gururluydu, ekmeğe doymuşlardı, umursamazlardı. Düşküne, yoksula yardım elini uzatmadılar... Ahlaksızlığının ve yaptığın iğrençliklerin sonuçlarına katlanacaksın. Rab böyle diyor. (Hezekiel, 16:49, 58)

... Egemen Rab şöyle diyor: "Gurura kapılıp 'Ben Allah'ım, denizlerin bağrında, Allah'ın tahtında oturuyorum' dedin. Kendini Allah sandın, oysa sen Allah değil, insansın." (Hezekiel, 28:2)

... Gururu kendine karşı tanıklık ediyor; bütün bunlara karşın yine de dönmüyorlar. Ben, Allah'ları Rab'bi, aramıyorlar Beni. (Hoşea, 7:10)

Onları kutsal yasana dönmeleri için uyardınsa da, gurura kapılarak buyruklarına karşı geldiler. Kurallarını çiğneyip günah işlediler. Oysa kim kurallarına bağlı kalırsa yaşam bulur. İnatla Sana sırt çevirdiler, dinlemek istemediler. (Nehemya, 9:29)

Övünenlere, "Övünmeyin artık!" dedim; kötülere, "Kaldırmayın başınızı! Kaldırmayın başınızı! Tepeden konuşmayın!" Çünkü ne doğudan, ne batıdan, ne de çöldeki dağlardan doğar yargı. Yargıç ancak Allah'tır, birini alçaltır, birini yükseltir. (Mezmurlar, 75:4-7)

Yok ederim dostunu gizlice çekiştireni, katlanamam tepeden bakan, gururlu insana. (Mezmurlar, 101:5)

Ya Rab, yüreğimde gurur yok, gözüm yükseklerde değil... (Mezmurlar, 131:1)

Gururlu, küstah ve alaycı: Bunlar kas kas kasılan insanın adlarıdır. (Süleyman'ın Özdeyişleri, 21:24)

Allah'ın Ayetlerinin İnkar Edildiği Ortamdan Uzaklaşmak

O, size Kitap'ta: "Allah'ın ayetlerinin inkar edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğinizde, onlar bir başka söze dalıp geçinceye kadar, onlarla oturmayın, yoksa siz de onlar gibi olursunuz" diye indirdi. Doğrusu Allah, münafıkların ve kafirlerin tümünü cehennemde toplayacak olandır. (Nisa Suresi, 140)

TEVRAT


Ne mutlu o insana ki, kötülerin öğüdüyle yürümez, günahkarların yolunda durmaz, alaycıların arasında oturmaz. Ancak zevkini Rabbin Yasası'ndan alır. Ve gece gündüz onun üzerinde derin derin düşünür. (Mezmurlar, Bap 1, 1-5)

Boş Şeylerden Yüz Çevirmek


Onlar, 'tümüyle boş' şeylerden yüz çevirenlerdir; (Müminun Suresi, 3)

İNCİL


Bayağı ve boş sözlerden sakın... (Timoteos'a II. Mektup, Bap 2, 16)

TEVRAT


Gözlerimi boş şeylerden çevir, beni Kendi yolunda yaşat. (Mezmurlar, Bap 119, 37)

 

Her İşte Allah'ı Anmak


Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki:) "Rabbimiz, Sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek yücesin, bizi ateşin azabından koru." (Al-i İmran Suresi, 191)



(Öyle) Adamlar ki, ne ticaret, ne alış-veriş onları Allah'ı zikretmekten, dosdoğru namazı kılmaktan ve zekatı vermekten 'tutkuya kaptırıp alıkoymaz'; onlar, kalplerin ve gözlerin inkılaba uğrayacağı (dehşetten allak bullak olacağı) günden korkarlar. (Nur Suresi, 37)

TEVRAT


Ne mutlu o insana ki.... zevkini Rabbin Yasası'ndan alır ve gece gündüz onun üzerinde derin derin düşünür. (Mezmurlar, Bap 1, 2)

Yaptığın her işte Rabbi an, O senin yolunu düze çıkarır. Kendini bilge biri olarak görme, Rab'den kork, kötülükten uzak dur. Böylece bedenin sağlık ve ferahlık bulur. (Süleyman Meselleri, Bap 3, 6-8)

 

Tevekkül Etmek


Allah, inananların en büyük dostu ve yardımcısıdır. İnananlar bir zorlukla veya sıkıntıyla karşılaştıklarında da, rahatlık ve güven içinde olduklarında da Allah'ın kendileri ile beraber olduğunu bilir, yalnızca Allah'a yönelip dönerler. Sadece O'na güvenip dayanırlar. İman eden bir kimse, mevcut koşullar dahilinde tüm tedbirleri alır, her türlü aşamayı düşünerek plan yapar, ancak herşeyin yalnızca Allah'ın dilemesiyle gerçekleştiğini unutmaz. Sonuç ne olursa olsun bunda bir hikmet ve güzellik olduğunu bilir. Örneğin, müminler tedbir olarak sağlığa zararlı şeylerden kaçınırlar; buna rağmen ölümcül bir hastalığa yakalanmaları durumunda da bunun Allah'tan olduğunu bilirler, asla panik ve ümitsizliğe kapılmazlar; sabır ve tevekkülle karşılık verirler. İnananlar, olaylar karşısında üzüntü, kaygı ve endişe duymaz, tevekkülün verdiği rahatlık ve huzuru yaşarlar.

Tevekkül, inkarcıların habersiz olduğu, sadece inananların yaşadıkları bir konfor ve güzelliktir. İnkarcıların dünya hayatındaki sıkıntı ve üzüntülerinin, stres ve depresyonlarının en temel nedenlerinden biri de bu gerçeğe sırt çevirmeleridir. Tevekkülün inananların önemli bir vasfı olduğu çeşitli Kuran ayetlerinde bildirilmiştir:

... Kim Allah'tan korkup-sakınırsa, (Allah) ona bir çıkış yolu gösterir. Ve onu hesaba katmadığı bir yönden rızıklandırır. Kim de Allah'a tevekkül ederse, O, ona yeter. Elbette Allah, Kendi emrini yerine getirip-gerçekleştirendir. Allah, herşey için bir ölçü kılmıştır. (Talak Suresi, 2-3)

De ki: "Allah'ın bizim için yazdıkları dışında, bize kesinlikle hiçbir şey isabet etmez. O bizim mevlamızdır. Ve müminler yalnızca Allah'a tevekkül etmelidirler." (Tevbe Suresi, 51)

İNCİL

Ama Rab güvenilirdir. O sizi pekiştirecek, kötü olandan koruyacaktır. (Pavlus'un Selaniklilere II. Mektubu, Bap 3, 3)

İsa öğrencilerine şöyle dedi: "Bu nedenle size şunu söylüyorum: Ne yiyeceğiz? diye canınız için, ya da ne giyeceğiz? diye bedeniniz için kaygılanmayın... Kargalara bakın! Ne eker, ne biçerler; ne kilerleri, ne ambarları vardır. Allah yine de onları doyurur... Hangi biriniz kaygılanmakla ömrünü bir anlık uzatabilir? Bu küçücük işe bile gücünüz yetmediğine göre, öbür konularda neden kaygılanıyorsunuz? (Luka, Bap 12, 22-26)

TEVRAT


... Beni dinleyin, ey Yahuda halkı ve Yeruşalim'de oturanlar! Allah'ınız Rabbe güvenin, güvenlikte olursunuz. O'nun peygamberlerine güvenin, başarılı olursunuz. (2. Tarihler, Bap 20, 20)

Bütün yüreğinle Rabbe güven ve kendi anlayışına dayanma. (Süleymanın Meselleri, Bap 3, 5)

Allah İnananların Koruyucusudur


(Musa:) "Hayır" dedi. "Şüphesiz Rabbim, benimle beraberdir; bana yol gösterecektir." (Şuara Suresi, 62)

Şüphesiz Allah korkup-sakınanlarla ve iyilik edenlerle beraberdir. (Nahl Suresi,128)

Hiç şüphesiz, benim velim Kitabı indiren Allah'tır ve O salihlerin koruyuculuğunu (veliliğini) yapıyor. (Araf Suresi, 196)


TEVRAT


Sana güçlü ve yürekli ol demedim mi? Korkma, yılma. Çünkü Allah'ın Rab gideceğin her yerde seninle birlikte olacak. (Yeşu, Bap 1, 9)

Beklenmedik felaketten ya da kötülerin uğradığı yıkımdan korkma. Çünkü senin güvencen Rab'dir... (Süleyman Meselleri, Bap 3, 25-26)

Adalet Anlayışı


Adil olmak iman eden insanların en önemli özelliklerindendir. Allah kullarına insanlar arasında adaletle hükmetmelerini, kendilerinin veya yakınlarının aleyhine dahi olsa adil olmalarını emretmiştir. İnananlar, yeryüzünde adaleti koruyan ve haksızlığa izin vermeyen insanlardır. Rabbimiz Kuran'da Müslümanlara adil olmaları gerektiğini şöyle bildirmektedir:

Şüphesiz Allah, size emanetleri ehline (sahiplerine) teslim etmenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emrediyor. Bununla Allah, size ne güzel öğüt veriyor!.. Doğrusu Allah, işitendir, görendir. (Nisa Suresi, 58)


Ey iman edenler, kendiniz, anne-babanız ve yakınlarınız aleyhine bile olsa, Allah için şahitler olarak adaleti ayakta tutun. (Onlar) ister zengin olsun, ister fakir olsun; çünkü Allah onlara daha yakındır. Öyleyse adaletten dönüp heva (tutkuları)nıza uymayın. Eğer dilinizi eğip büker (sözü geveler) ya da yüz çevirirseniz, şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır. (Nisa Suresi, 135)

Ey iman edenler, adil şahitler olarak, Allah için, hakkı ayakta tutun. Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletten alıkoymasın. Adalet yapın. O, takvaya daha yakındır... (Maide Suresi, 8)

İNCİL

Vay halinize ey din bilginleri ve Ferisiler, ikiyüzlüler! Siz nanenin, anasonun ve kimyonun ondalığını verirsiniz de, Kutsal Yasa'nın daha önemli yönleri olan adalet, merhamet ve sadakati ihmal edersiniz. Ondalık vermeyi ihmal etmeden esas bunları yerine getirmeniz gerekirdi. (Matta, Bap 23, 23)

Dış görünüşe göre yargılamayın, yargınız adil olsun. (Yuhanna, Bap 7, 24)

Siz, efendiler uşaklarınıza adalet ve eşitlikle davranın... (Koloselilere Mektup, Bap 4, 1)

TEVRAT

... Bunların yerine adil bir yönetim için bilgelik istedin; isteğini yerine getireceğim... (1.Krallar, Bap 3, 11-12)
Rab şöyle diyor: "Adil ve doğru olanı koruyup yerine getirin..." (İşaya, Bap 56, 1)

Yoksullardan adaleti esirgemek, halkımın düşkünlerinin hakkını elinden almak... Öksüzlerin malını yağmalamak için haksız kararlar alanların, adil olmayan yasalar çıkaranların vay haline! (İşaya, Bap 10, 1-2)

İftira ve Saldırılardan Çekinmemek


Elçiler tarih boyunca insanları doğru yola, Allah'ın dinine davet etmişler, onları aydınlatan ve yol gösteren kişiler olmuşlardır. Ancak her dönemde, hak dini anlattıkları toplum içinde bazı çevreler Allah'ın elçilerine karşı tavır almışlardır. Onların tebliğini kendi akıllarınca engellemek için pek çok yönteme başvurmuşlardır.

Bu insanlar, Allah'ın, üstün ahlakı ile tüm insanlara örnek ve yol gösterici olarak gönderdiği elçilere birçok iftira atarak onları engelleyebileceklerini sanmışlar, iftiralarının işe yaramadığını gördüklerinde ise peygamberleri yurtlarından sürmeye, tutuklamaya ve hatta öldürmeye dahi yeltenmişlerdir.

Kuran-ı Kerim'de geçmişte yaşamış olan peygamberlerin mücadeleleri ve karşılaştıkları iftiralar detaylı olarak anlatılmaktadır. Aynı şekilde Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav)'in de Mekkeli müşriklerle, münafıklarla ve inkar edenlerle olan mücadelesi Kuran'da bildirilmiştir. Tarih boyunca bütün peygamberler ve iman edenlerin benzer iftiralarla karşılaştıkları Kuran'da bildirilen bir gerçektir. Bir diğer önemli gerçek de, iman edenlerin bu iftiralar ve saldırılar karşısında hiçbir zaman yılgınlığa ve gevşekliğe kapılmamaları, mücadelelerine aynı şevk ve azimle devam etmeleridir.

"Cinlenmiş" olmak (Hicr Suresi, 6), "delilik" (Kalem Suresi, 51), "yalan söylemek" ve "büyücülük" (Sad Suresi, 4) gibi iftiralar Kuran'da yer alan ve peygamberlere atılan iftiralardandır. Bu ve benzeri iftiraları inkarcılar, üstün ahlak sahibi Hz. Muhammed (sav)'e karşı da kullanmışlar ve Peygamberimizi "tutuklamak ya da öldürmek veya sürgün etmek amacıyla" kendisine tuzak kurmuşlardır. (Enfal Suresi, 30)

Elçilerin yaşadıklarının benzerlerini, onlarla birlikte olan ve onların yolunu izleyenlerin de yaşayacakları Kuran'da şöyle bildirilmiştir:

Yoksa sizden önce gelip-geçenlerin hali başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlara öyle bir yoksulluk, öyle dayanılmaz bir zorluk çattı ve öylesine sarsıldılar ki, sonunda elçi, beraberindeki müminlerle; "Allah'ın yardımı ne zaman?" diyordu. Dikkat edin. Şüphesiz Allah'ın yardımı pek yakındır. (Bakara Suresi, 214)

İNCİL

İncil'de ise Hz. İsa'nın benzer şekilde, "cin çarpmışlık"la (Yuhanna, 7/20, 8/48, 8/52), "delilik"le (Yuhanna, 10/20), toplumu "yoldan saptırmak"la (Luka, 23/2), "ataların töresine aykırı davranmak"la (Markos, 7/5) itham edildiği yer almaktadır. Yine İncil'in çeşitli bölümlerinde inanmayanların Hz. İsa'yla alay etmeye yeltendikleri, kendisinin ağır hakaretlere ve fiili saldırılara uğradığı geniş olarak tasvir edilmiştir.

Ne mutlu doğruluk uğruna zulüm görenlere!... Bana olan bağlılığınızdan ötürü insanlar size sövüp zulmettikleri, yalan yere size karşı her türlü kötü sözü söyledikleri zaman ne mutlu size! Sevinin, sevinçle coşun! Çünkü ödülünüz büyüktür. Sizden önce yaşamış olan peygamberlere de böyle zulmettiler. (Matta, Bap 5, 10-12)

Ama siz kendinize dikkat edin! İnsanlar sizi mahkemelere verecekler, havralarda dövecekler. Benden ötürü valilerin ve kralların önüne çıkarılacak, böylece onlara tanıklık edeceksiniz.... Sizi tutuklayıp mahkemeye verdiklerinde, `Ne söyleyeceğiz?' diye önceden kaygılanmayın. O anda size ne esinlenirse onu söyleyin. Çünkü konuşacak olan siz değil, Kutsal Ruh olacak... Ama sonuna kadar dayanan kurtulacaktır. (Luka, Bap 24, 12-15)

Korkmamak ve Hüzne Kapılmamak


Ki onlar (o peygamberler) Allah'ın risaletini tebliğ edenler, O'ndan içleri titreyerek-korkanlar ve Allah'ın dışında hiç kimseden korkmayanlardır. Hesap görücü olarak Allah yeter. (Ahzab Suresi, 39)

Dediler ki: "Rabbimiz, gerçekten, onun bize karşı 'taşkın bir tutum takınmasından' ya da 'azgın davranmasından' korkuyoruz." Dedi ki: "Korkmayın, çünkü Ben sizinle birlikteyim; işitiyorum ve görüyorum." (Taha Suresi, 45-46)

Onlar, kendilerine insanlar: "Size karşı insanlar topla(n)dılar, artık onlardan korkun" dedikleri halde imanları artanlar ve: "Allah bize yeter, O ne güzel vekildir" diyenlerdir. Bundan dolayı, kendilerine hiçbir kötülük dokunmadan bir bolluk (fazl) ve Allah'tan bir nimetle geri döndüler. Onlar, Allah'ın rızasına uydular. Allah, büyük fazl (ve ihsan) sahibidir. İşte bu şeytan, ancak kendi dostlarını korkutur. Siz onlardan korkmayın, eğer mü'minlerseniz, Ben'den korkun. (Al-i İmran Suresi, 173-175)

İNCİL


Doğruluk uğruna acı çekseniz bile, size ne mutlu! İnsanların korktuklarından korkmayın ve telaşlanmayın. (Petrus'un Birinci Mektubu, Bap 3,14)

TEVRAT


Kuvvetli olun ve yürekli olun, korkmayın ve onların yüzlerinden yılmayın, çünkü seninle beraber yürüyen Allah'ın Rab'dir, seni boşa çıkarmaz ve seni bırakmaz. (Tesniye, Bap 31,6)

Ve senin önünde yürüyen Rab'dir. O seninle olacak, seni boşa çıkarmaz ve seni bırakmaz, korkma ve yılgınlığa düşme. (Tesniye, Bap 31,8)

Güçlü ve yürekli olun! Asur Kralı'ndan ve yanındaki büyük ordudan korkmayın, yılmayın. Çünkü bizimle olan onunla olandan daha üstündür. (II. Tarihler, Bap 32, 7)

... Üzülmeyin. Rab'bin verdiği sevinç sizi güçlü kılar. (Nehemya, 8:10)

Huzurlu yürek bedenin yaşam kaynağıdır, hırs ise insanı için için yer bitirir. (Süleyman'ın Özdeyişleri, 14:30)

Aptalı üzüntü öldürür, budalayı kıskançlık bitirir. (Eyüp, 5:2)

Mutlu yürek yüzü neşelendirir, acılı yürek ruhu ezer. (Süleyman'ın Özdeyişleri, 15:13)

... Bana dönün, huzur bulun, kurtulursunuz. Kaygılanmayın, Bana güvenin, güçlü olursunuz... (Yeşaya, , 30:15)

Doğruluğun ürünü esenlik, sonucu, sürekli huzur ve güven olacaktır. (Yeşaya, , 32:17)

Yaşam yolunu bana bildirirsin. Bol sevinç vardır Senin huzurunda... mutluluk eksilmez. (Mezmurlar, 16:11)

Canım yalnız Allah'da huzur bulur, kurtuluşum O'ndan gelir. (Mezmurlar, 62:1)

Ey canım, yalnız Allah'ta huzur bul, çünkü umudum Ondadır. (Mezmurlar, 62:5)

Rab'be dedim ki, "Efendim Sensin. Senden öte mutluluk yok benim için." (Mezmurlar, 16:2)

Beni huzura kavuşturdu, kurtardı, çünkü benden hoşnut kaldı. (2. Samuel, 22:20; Mezmurlar, 18:19)

Huzur duyunca dedim ki, "Asla sarsılmayacağım!" (Mezmurlar, 30:6)

Ama alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak, derin bir huzurun zevkini tadacak. (Mezmurlar, 37:11)

Sıkıntılı günde cesaretini yitirirsen, gücün kıt demektir. (Süleyman'ın Özdeyişleri, 24:10)


Kötülük edenlere kızıp üzülme, suç işleyenlere özenme!... Rab'bin huzurunda sakin dur, sabırla bekle; kızıp üzülme işi yolunda olanlara, kötü amaçlarına kavuşanlara... Kızmaktan kaçın, bırak öfkeyi, üzülme, yalnız kötülüğe sürükler bu seni. (Mezmurlar, 37:1, 7-8)

Kötülük edenlere kızıp üzülme, onlara özenme. Çünkü kötülerin geleceği yok, çırası sönecek onların. (Süleyman'ın Özdeyişleri, 24:19-20)

Doğru kişi sıkıntıdan kurtulur, onun yerine sıkıntıyı kötü kişi çeker. (Süleyman'ın Özdeyişleri, 11:8)

Sıkıntıya düştüğünüzde ve bütün bu olaylar başınıza geldiğinde, sonunda Allah'ınız Rab'be dönecek, O'nun sözüne kulak vereceksiniz. (Yasa'nın Tekrarı, 4:30)

... Doğru kişi sıkıntıyı atlatır. (Süleyman'ın Özdeyişleri, 12:13)

... Rab'bin... yapmış olduğu bütün iyiliklerden dolayı sevinç duyarak mutluluk içinde evlerine döndüler. (1. Krallar, 8:66)

Ne mutlu adamlarına! Ne mutlu Sana hizmet eden görevlilere! Çünkü sürekli bilgeliğine tanık oluyorlar. (1. Krallar, 10:8; 2. Tarihler, 9:7)

... Ne mutlu Allah'ı Rab olan halka! (Mezmurlar, 144:15)

... Allah onun yüreğini mutlulukla meşgul eder. (Vaiz, 5:20)

Kullarım mutluluk içinde ezgiler söyleyecek, ama siz yürek acısından feryat edecek, ezik bir ruhla haykıracaksınız. (Yeşaya, 65:14)

Ne mutlu Rab'be güvenen insana, güveni yalnız Rab olana! (Yeremya, 17:7)

Sende neşe ve sevinç bulsun bütün sana yönelenler! "Rab yücedir!" desin hep Senin kurtarışını özleyenler! (Mezmurlar, 40:16)

... Yürekleri Rab'de sevinç bulacak. (Zekeriya, 10:7)

Ey canım, yine huzura kavuş, çünkü Rab sana iyilik etti. (Mezmurlar, 116:7)

İçime huzur verdiğin için buyrukların doğrultusunda koşacağım. (Mezmurlar, 119:32)

... Huzur bulsun Seni sevenler! (Mezmurlar, 122:6)

Ama Beni dinleyen güvenlik içinde yaşayacak, kötülükten korkmayacak, huzur bulacak. (Süleyman'ın Özdeyişleri, 1:33)

... Gün be gün sevinçle dolup taştım, huzurunda hep coştum. (Süleyman'ın Özdeyişleri, 8:30)

 

 

 
Önceki Sonraki